Seni Beklemenin Adı
Her akşam aynı saatte
Kapının önünde duruyorum
Gelmeyeceğini bile bile
Önce ayak seslerin doluyor koridora
Sonra rüzgâr vuruyor kapıya
Sen değilsin diyorum kendime
Rüzgâr susuyor
Ben susmuyorum
Sen yine gelmiyorsun
Çay demliyorum iki kişilik
Biri benim
Diğeri senin olmayan ellerinin
İkincisi soğudukça
Bardağın dibinde biriken tortuya bakıyorum
Tıpkı içimde biriken bekleyiş gibi
Ne içilebiliyor ne dökülebiliyor
Öylece duruyor masada
Saatlerce
Sen gel diye
Telefonun sesini kıstım
Çalarsa duymam diye değil
Çalmadığını duymamak için
Yine de her gece açıp bakıyorum
Boş ekranına yüzün düşer belki diye
Düşmüyor
Sadece sessizlik doluyor avuçlarıma
Ve ben o sessizliği
Bir tesbih gibi çekiyorum parmaklarıma
Her tanesinde adın geçiyor
Kapının önünde biriken yapraklar
Hepsi sonbahardan kalma
Hepsi sarı
Hepsi ölü
Ben o yaprakları süpürmüyorum
Üstlerine basmaya kıyamıyorum
Çünkü her biri
Senin hiç basmadığın şu eşiğe
Düşmüş birer umut
Şimdi bu bekleme denilen şey
Ne bir saat ne bir takvim
Sadece içimde büyüyen bir sarmaşık
Kökleri ciğerlerimde
Dalları her nefeste boğazıma dolanıyor
Çiçek açmıyor
Meyve vermiyor
Sadece büyüyor
Sadece sarıyor
Sadece seni hatırlatıyor
Gelmeyeceğini biliyorum
Ama beklemek
Seni bu dünyada tutmanın tek yolu
Gelirsen yok olacaksın belki de
O yüzden gelme
Ben böyle de idare ederim
Beklemek dediğin şey
Sana rastlamanın başka bir adıdır
Ve ben her akşam
Bu boşluğa açılan kapının önünde
Sana rastlıyorum
Yorumlar
Yorum Gönder